Ben ailelere "Aile Anayasası yapalım" diye gitmiyorum.
Önce şunu konuşuyorum:
Siz bugün sahip olduğunuz serveti nasıl oluşturdunuz?
Peki siz olmadığınızda bu servet ne olacak?
Çocuklarınız aynı düşüncede mi? Şirketin başında kimin olacağı belli mi? Gayrimenkuller nasıl paylaşılacak? Şirket hisseleri bölünecek mi? Bir çocuk şirketi devam ettirmek isterken diğeri parasını almak isterse ne olacak?
Asıl mesele miras bırakmak değil.
Asıl mesele, bıraktığınız servetin sizden sonraki kuşakta nasıl yönetileceği.
Çünkü bugün çok iyi anlaşan kardeşler, miras söz konusu olduğunda aynı ekonomik beklentilere sahip olmayabilir.
Bir çocuğun şirketle ilgilenmesi, diğerinin gayrimenkul istemesi, bir başkasının nakit talep etmesi mümkün.
Benim yaptığım çalışma tam olarak burada başlıyor.
Önce ailenin yapısını, servetin nasıl oluştuğunu, şirketlerin ve varlıkların nasıl konumlandığını ve aile bireylerinin beklentilerini anlamaya çalışıyorum.
Sonra da şu soruya cevap arıyoruz:
"Biz bugün bir şey yapmazsak, yarın bu ailede hangi sorunlar ortaya çıkabilir?"
Aile Anayasası benim için bir belge hazırlamak değil.
Ailenin servetini, şirketlerini ve gelecek kuşaklarını ilgilendiren önemli kararları, daha herkes birbiriyle iyi anlaşırken konuşabilmesini sağlayan bir sistem.
Çünkü miras açıldıktan sonra kuralları değiştirmek çok zordur.
Benim yaklaşımım, sorun ortaya çıktıktan sonra çözmek yerine, mümkün olan sorunları daha ortaya çıkmadan görmek.