Yurt dışında yıllardır şirketler kurmuş, yatırımlarını farklı ülkelerde değerlendirmiş ve önemli bir servet oluşturmuş bir iş insanının Türkiye’ye yerleşmeye karar verdiğini düşünelim. Bu karar yalnızca nerede yaşayacağıyla ilgili değildir. Yurt dışından elde ettiği gelirlerin nasıl vergilendirileceği ve yıllar içinde oluşturduğu servetin bir gün mirasçılarına hangi koşullarda geçeceği de değerlendirilmesi gereken konular arasındadır.

21 Mayıs 2026 tarihli ve 7582 sayılı Kanun’la Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi, belirli şartları taşıyan gerçek kişiler için önemli bir imkân getirdi. Buna göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılan ve kanundaki koşulları sağlayan kişilerin Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar, 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabiliyor.

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka yönü ise gelir vergisi istisnasıyla sınırlı kalmaması. Aynı Kanun’la Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 16. maddesine eklenen hüküm, gerekli şartlar altında, söz konusu kişilerin miras yoluyla gerçekleşen mal intikallerinde vergi oranının %1 olarak uygulanmasını öngörüyor.

Böylece Türkiye’ye yerleşme kararı, hem kişinin kendi gelirleri hem de sonraki nesle aktarılacak servetin vergilendirilmesi bakımından önem kazanıyor.

8. Türkiye’ye Yeni Yerleşen Kişiler İçin 20 Yıllık Yurt Dışı Gelir İstisnası

GVK Mükerrer 20/D

İstisnanın kapsamı ve süresi

Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesi uyarınca, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar, kanunda belirtilen şartların sağlanması hâlinde 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna edilebilir.

Burada belirleyici olan, kişinin yalnızca Türkiye’ye taşınmış olması veya yurt dışından gelir elde etmesi değildir. Hem geçmişe ilişkin koşulların sağlanması hem de istisnadan yararlanmak için öngörülen başvuru işlemlerinin süresinde tamamlanması gerekir.

Düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan kişiler için uygulanmaktadır.

Kimler yararlanabilir?

İstisnadan yararlanabilmek için kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de hem ikametgâhının hem de vergi mükellefiyetinin bulunmaması gerekir.

Burada üç yıllık süre, Türkiye’ye yerleşilen tarihten geriye doğru hesaplanan herhangi bir 36 aylık dönem değildir. Esas alınan, yerleşilmiş sayılınan yıldan önceki üç takvim yılıdır.

Örneğin, 2026 yılında Türkiye’de yerleşmiş sayılan bir kişinin 2023, 2024 ve 2025 yıllarındaki durumu incelenir. Bu yıllarda Türkiye’de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunup bulunmadığı, istisnadan yararlanma şartları açısından önem taşır.

Kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir. Fiilî yaşam düzeni, ikametgâh durumu ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte dikkate alınır. Dolayısıyla yalnızca yurt dışında yaşamış olmak veya Türkiye’de belirli sayıda gün bulunmak, tek başına bütün koşulların sağlandığı anlamına gelmez.

Geçmişte Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunması her durumda engel midir?

Kanun, bu konuda özel bir istisna tanımaktadır.

Kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önce Türkiye’de elde ettiği;

  • Gayrimenkul sermaye iradı,
  • Menkul sermaye iradı,
  • Değer artışı kazancı

nedeniyle vergi mükellefiyetinin bulunması, tek başına yeni düzenlemeden yararlanmasına engel değildir.

Örneğin, yurt dışında yaşayan bir kişinin Türkiye’de bir taşınmazı bulunması ve bu taşınmazdan kira geliri elde etmesi nedeniyle Türkiye’de vergi mükellefiyetinin oluşmuş olması, diğer şartların da sağlanması hâlinde istisnadan yararlanmasına otomatik olarak engel oluşturmaz.

Ancak bu istisna bütün mükellefiyet türlerini kapsamaz. Geçmişte ticari kazanç veya serbest meslek kazancı gibi başka nedenlerle mükellefiyet bulunması farklı sonuç doğurabilir. Bu nedenle yalnızca vergi kaydının varlığına bakmak yerine, kaydın hangi gelir veya faaliyet nedeniyle oluştuğunun incelenmesi gerekir.

Hangi gelirler istisna kapsamındadır?

Düzenleme, Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları kapsar. Dolayısıyla istisnanın değerlendirilmesinde gelirin yalnızca hangi banka hesabına yatırıldığına veya ödemenin hangi ülkeden gönderildiğine bakılması yeterli değildir. Gelirin kaynağı ve ilgili mevzuat çerçevesinde nerede elde edildiği önem taşır.

Yurt dışı kaynaklı gelirler bakımından ticari kazanç, serbest meslek kazancı, ücret, yatırım gelirleri, kira gelirleri ve değer artışı kazançları gibi farklı gelir türleri söz konusu olabilir. Ancak her bir gelirin niteliği ve kaynağı somut olay üzerinden belirlenmelidir.

Örneğin, yabancı bir şirketteki ortaklıktan elde edilen gelir ile Türkiye’de yürütülen bir faaliyetten elde edilen gelir aynı şekilde değerlendirilmez. Gelirin yabancı bir şirket aracılığıyla tahsil edilmesi de tek başına onun Türkiye dışında elde edilmiş sayılması için yeterli değildir.

Bu nedenle özellikle birden fazla ülkede şirketi, yatırımı, gayrimenkulü veya farklı gelir kaynakları bulunan kişilerin varlık ve gelir yapısının ayrı ayrı incelenmesi gerekir.

Beyanname verme yükümlülüğü

İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmez. Kişinin başka gelirleri nedeniyle yıllık beyanname vermesi gerektiğinde de istisna kapsamındaki yurt dışı gelirleri bu beyannameye dâhil edilmez.

Bununla birlikte, kişinin Türkiye’de elde ettiği ve istisna kapsamına girmeyen gelirler bakımından doğabilecek beyanname ve vergi yükümlülükleri devam eder. Yurt dışından gelir elde ediliyor olması, Türkiye’deki bütün gelirlerin vergiden istisna olduğu anlamına gelmez.

Giderler ve yurt dışında ödenen vergiler

İstisna kapsamındaki gelirlerle ilgili gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratların belirlenmesinde dikkate alınamaz.

Ayrıca bu istisna kapsamındaki gelirler nedeniyle yabancı ülkelerde ödenen vergiler, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemez. Dolayısıyla düzenleme, istisna kapsamındaki gelirin Türkiye’de gelir vergisinden istisna tutulmasını sağlarken, o gelirle ilgili giderlerin veya yabancı verginin Türkiye’deki diğer vergi yükümlülükleri karşısında kullanılmasına imkân tanımaz.

İstisna belgesi ve başvuru süresi

İstisnadan yararlanmak isteyen kişinin, Türkiye’de yerleşmiş sayıldığı tarihte ilgili şartları taşıması ve yetkili vergi dairesinden “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi” alması gerekir.

333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca başvuru süresi şöyledir:

  • Kişi, Türkiye’de yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar başvurmalıdır.
  • Türkiye’de yerleşmiş sayılma durumu takvim yılının son iki ayında ortaya çıkarsa başvuru, takip eden takvim yılının ikinci ayının sonuna kadar yapılabilir.

Örneğin, 2026 yılında Türkiye’de yerleşmiş sayılan bir kişinin genel kural olarak 31 Aralık 2026’ya kadar başvurarak istisna belgesini alması gerekir. Kişinin yerleşmiş sayıldığı tarih kasım veya aralık ayına denk geliyorsa, Tebliğ’de belirtilen uzatılmış süre uygulanabilir.

Vergi dairesi, kişinin önceki üç takvim yılındaki ikametgâh ve mükellefiyet durumunu, Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmadığını ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığını kontrol eder. Şartların sağlandığının tespit edilmesi hâlinde istisna belgesi verilir.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Yalnızca şartları taşıyor olmak yeterli değildir; başvuru süresinin de kaçırılmaması gerekir.

Şartlar sonradan sağlanmadığı için istisna geçersiz hâle gelirse ne olur?

İstisnadan yararlanan kişinin kanuni koşulları taşımadığı sonradan tespit edilirse, eksik tahakkuk eden vergiler yeniden hesaplanabilir. 333 Seri No.lu Tebliğ uyarınca bu vergiler, vergi ziyaı cezası kesilerek ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilebilir.

Örneğin, geçmiş dönemlerde Türkiye’de bulunmaması gereken bir mükellefiyetin veya istisnaya engel bir durumun sonradan ortaya çıkması, daha önce istisna belgesi alınmış olsa bile vergi incelemesine ve geriye dönük vergi sonuçlarına yol açabilir.

Bu nedenle başvuru öncesinde yalnızca mevcut gelirlerin değil, geçmiş yıllara ilişkin ikametgâh, vergi kayıtları ve gelir kaynaklarının da dikkatle incelenmesi gerekir.

9. GVK Mükerrer 20/D Kapsamındaki Kişinin Mirasında %1 Veraset ve İntikal Vergisi

VİVK Madde 16

Düzenlemenin servet planlaması bakımından dikkat çeken ikinci yönü, miras yoluyla gerçekleşen mal intikallerine ilişkindir.

7582 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 16. maddesine eklenen hükme göre, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesi kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerden, söz konusu istisna için öngörülen süre içinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikallerinde vergi oranı %1 olarak uygulanır.

Bu hüküm, yurt dışı gelirlerine ilişkin 20 yıllık gelir vergisi istisnasından ayrı olarak, miras yoluyla servet aktarımında da özel bir vergi uygulaması öngörmektedir.

%1 oranının uygulanması için hangi şartlar aranır?

Öncelikle miras bırakan kişinin GVK mükerrer 20/D kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlanıyor olması gerekir. Ayrıca veraset yoluyla mal intikalinin, bu istisna için öngörülen 20 yıllık süre içinde gerçekleşmesi şarttır.

Dolayısıyla yalnızca kişinin yurt dışında yaşaması, yurt dışı varlıklara sahip olması veya bir dönem Türkiye’de gelir vergisi istisnasından yararlanabilecek durumda bulunması, %1 oranının otomatik olarak uygulanması için yeterli değildir. İlgili kişinin düzenleme kapsamındaki statüsü ve mirasın gerçekleştiği tarih birlikte değerlendirilmelidir.

%1 oranı yalnızca yurt dışındaki varlıklara mı uygulanır?

Kanun hükmünde, özel oran “veraset yoluyla mal intikali” için düzenlenmiştir; hükümde yalnızca yurt dışındaki mal ve haklarla sınırlı bir ifade kullanılmamıştır. Bu nedenle oranı sadece yurt dışındaki varlıklar için geçerli kabul etmek doğru olmaz.

Bununla birlikte, somut mirasın kapsamı, miras bırakanın düzenleme kapsamındaki durumu ve ilgili veraset ve intikal vergisi hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. %1 oranı, bütün miras işlemlerinde ve bütün kişiler için geçerli genel bir oran değildir; özel hükmün koşullarını taşıyan intikaller için öngörülmüştür.

Miras planlaması açısından neden önemlidir?

Yurt dışında şirketleri, yatırımları ve gayrimenkulleri bulunan bir kişinin serveti, yalnızca kendi yaşamı boyunca elde ettiği gelirlerden ibaret değildir. Bu varlıkların sonraki nesle hangi koşullarda aktarılacağı da toplam servet planlamasının önemli bir parçasıdır.

Genel uygulamada veraset yoluyla mal intikallerine, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 16. maddesindeki artan oranlı tarife uygulanır. Mükerrer 20/D kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlanan kişiler için getirilen %1’lik özel oran ise şartları sağlanan intikallerde farklı bir vergisel sonuç doğurabilir.

Ancak bu avantajın varlığı, miras planlamasının yalnızca vergi oranı üzerinden yapılabileceği anlamına gelmez. Varlıkların hangi ülkede bulunduğu, mülkiyetin kimde olduğu, şirket ortaklık yapıları, mirasçıların durumu ve diğer ülkelerin vergi kuralları da ayrıca ele alınmalıdır.

Sonuç: Türkiye’ye yerleşmek yalnızca bir adres değişikliği değildir

GVK mükerrer 20/D ile getirilen 20 yıllık yurt dışı gelir istisnası ve VİVK 16 kapsamında öngörülen %1’lik veraset ve intikal vergisi oranı, belirli şartları taşıyan kişiler için birlikte değerlendirilmesi gereken iki önemli düzenlemedir.

Ancak bu imkânlardan yararlanmak, yalnızca Türkiye’ye taşınma kararı vermekle tamamlanmaz. Önceki üç takvim yılındaki ikametgâh ve vergi mükellefiyeti durumu, gelirlerin kaynağı, başvuru süresi ve istisna belgesinin alınması gibi hususlar belirleyicidir. Miras bakımından ise kişinin istisna kapsamındaki durumu ve intikalin 20 yıllık süre içinde gerçekleşmesi ayrıca önem taşır.

Yurt dışında birikmiş serveti bulunan kişiler açısından Türkiye’ye yerleşme kararı bu nedenle yalnızca bugünkü gelirlerin vergilendirilmesi üzerinden değerlendirilmemelidir. Gelirlerin nasıl elde edildiği, varlıkların nerede tutulduğu ve servetin sonraki nesle hangi koşullarda geçeceği birlikte ele alınmalıdır.

Serveti oluşturmak yıllar alabilir. Onun hangi vergi koşulları altında korunacağını ve sonraki nesle aktarılacağını planlamak ise doğru zamanda başlamalıdır.