Servet yönetimi çoğu zaman para kazanmak, yatırım yapmak ve daha fazla büyümek üzerinden konuşuluyor. Oysa belli bir noktadan sonra asıl mesele serveti büyütmekten çok, servetin nereye gideceğine karar vermektir.

Büyük servetlere baktığımızda bunun farklı örneklerini görüyoruz. Bazı aileler servetlerinin önemli bir bölümünü vakıflara aktararak yalnızca bugünü değil, kendilerinden sonraki yılları da planlıyor. Bazen bir okul, bazen bir hastane, bazen de yıllarca devam edecek bir sosyal amaç için kurulan bu yapılar, servetin sadece miras bırakılan bir değer olmadığını gösteriyor.

Çünkü servet, sahibinin hayatıyla sınırlı olmak zorunda değil.

Bir kişi öldüğünde malvarlığı kanunun belirlediği mirasçılara geçebilir. Ancak insanın hayattayken vereceği kararlarla servetinin bir bölümünü farklı bir amaç için ayırması da mümkündür. Burada konu sadece vergi değildir. Asıl konu, "Benim oluşturduğum değer benden sonra neye hizmet etsin?" sorusudur.

Kimi için cevap çocuklarıdır. Kimi için şirketin devamıdır. Kimi için eğitim, sağlık veya topluma kalacak kalıcı bir eserdir.

Bu nedenle servet yönetimi, yalnızca "Ne kadarım var?" sorusuyla başlamaz.

Bazen daha önemli soru şudur:
"Benden sonra geriye ne kalmasını istiyorum?"

Benim çalışma alanım tam olarak bu noktada başlıyor.